Wednesday, January 24, 2007

Nikahta neden ayağa basarlar

Antik Roma düğünlerine dayanan ayağa basma evlilikte egemen olma isteği şeklinde yorumlanır. Ancak asıl kökeni damadın gelinin bir gün kendisinden kaçmasını önlemek için ayakkabısını yıpratması ve kaçamayacak duruma getirmesi inancına dayanır


DÜNYADA batıl inanışların çok büyük bölümünde mevcut olan ayakkabı hemen her kültürde sembol olarak kullanılır. Örneğin Hindistan’da terliği ters koymak uğursuzluktur, bize de Hindistan’dan geçen bu inanç çok kabul gördü. Ayakkabı veya terliği ters çevirmeye inanmanın ilginç bir geçmişi vardır. Ayakkabı veya terlik gitmeniz gereken yolu temsil eder ve onu ters çevirdiğinizde kaderinizi ters çevirmiş olursunuz. Çünkü Antik Roma’da suçlular ve köleler ayakkabı giyemezlerdi. İnanışa göre iyi kadere sahip olanların ayakkabıları olurdu.

 YENİ ROTA

BATIDA garip bir inanışa göre insanlar evlerinden ayrıldıktan sonra ayakkabılarını atarlar. Bu bir şans dileme yoludur. Eski hayatın rotasını değiştirip yeni hayatın rotasını kolay bulmak için. Düğünlerde de gelinin arabasının arkasına şans için eski ayakkabı özellikle çocuk ayakkabısı bağlanır. Bu doğacak çocuğun kaderinin iyi olmasını sağlamak içindir.

Nikahta ayakkabı üstüne basmanın kökeni ise Antik Roma geleneklerine dayanır. Ayağa basma evlilikteki egemenlik hakkına yorumlanır. Asıl kökeni ise damadın gelinin bir gün kendisinden kaçmasını önlemek için ayakkabısını yıpratması ve kaçamayacak duruma getirmesi inancının düğün esnasında uygulanmasına dayanır. Bizde çok yaygın olan nikahta ayağa basma batıda yerini başka bir inanca bırakmıştır. Batıda damatlar gelinlere onların evden gitmelerini kolaylaştırmamak için ayakkabı almazlar.

 KIRMIZI KUŞAK

DÜĞÜNLERDE geline Zerdüşt inançlarından gelen kırmızı kuşak bağlamak bekareti temsil eder. Batıda ise gelin mutlaka sadakati temsil eden maviyi giysilerinin bir parçasında kullanır. Düğünlerde gelinle damadın pasta dilimini bölüşmesi geleneği de Roma’ya dayanır. Antik Roma’da çiftler sadakat ve zorlukları tek bir vücut olarak paylaşmak için yiyecekleri paylaşırlarmış. Romalılar’ın antik geleneği modern çağa pasta bölüşmek olarak transfer oldu.

-BİTTİ-


Duvak ölene kadar saklanır


GELİNLERİN duvak kullanması yine bir eski Roma geleneğinin modern yaşama uyarlanmış biçimidir. Gelinin yüzünün örtülmesi Romalılar’da bekareti, alçak gönüllülüğü ve masumluğu temsil ederdi. Roma’da gelinin duvağı ölünceye kadar saklanır ve öldüğünde de kefen olarak yüzüne örtülürdü. Zamanla duvak damadın gelinin yüzünü evleninceye kadar görmesini önlemeye dönüştü ve modern düğünlerdeki anlamını kazandı.


Konfeti, pirinç ve para atmak


BU gelenek 1870’lerde İngiltere’de başladı ve oradan dünyaya yayıldı. Konfeti dediğimiz kağıt süsler de o dönemde keşfedildi. İlk olarak o dönemde çoğunluğu at nalı şeklinde kesilmiş küçük kağıt parçalarının gelinle damadın başından şans getirmek için dökülmesiyle başladı. Daha sonra konfetilerle kuş yemi atılmaya başlandı. Ardından yarım yüzyıl içinde kuş yeminin yerini Uzakdoğu’nun ve pirince olan inançların keşfi ile pirinç aldı. Bizde ise düğünlerde dolar atılması gelinle damada uğur dilemekten çok, atan kişinin gücünü gösterme isteğini yansıtır.


Balayı kaçışı temsil eder


ESKİ Alman inançlarından gelen balayı her ne kadar bize tatlı zaman gibi tercüme edilmişse de aslı gelin ve damadın birlikte kaçmalarını temsil eden honeymoon’dan gelir. Gelin ve damat kendilerine inzivaya çekilebilecek bir yer bulacaklar, ay ortadan çekilinceye kadar birlikte zaman geçirecekler ve bu süre boyunca da bal şerbeti içeceklerdir. Kuşkusuz bu eski Germen geleneği modern yüzyılın düğün endüstrisindeki en çok para harcanan bölümü haline dönüştü. Kimse artık balayında bal şerbeti ile yetinmiyor.

No comments: